Makedonya
Rota Hakkında
Makedonya
Konumu: Güneydoğu Avrupa, Balkan Yarımadası
Kara sınırları: Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Arnavutluk, Kosova
Kara sınırları: Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Arnavutluk, Kosova
Yüzölçümü: 25.333 km²
Başkent: Üsküp
Önemli şehirler: Üsküp, Tetova, Ohri, Gostivar, Manastır
Bağımsızlık günü: 17 eylül 1991.
Ulusal tatil günü: 8 eylül bağımsızlık günü
Anayasa: 17 kasım 1991'de kabul edildi, 20 kasım 1991'de yürürlüğe girdi
Nüfus: 2.046.209
Oy verme: 18 yaş ve üzeri makedon vatandaşları
Etnik dağılım: Makedon %66.6, Arnavut %22.7, Türk %4, Çingene %2.2, Sırp %2.1, diğer %2.4
Diller: Makedonca %70, Arnavutça %21, Türkçe %3, Sırp-Hırvatça %3
Dinler: Doğu Ortodoks %67, Müslüman %30, diğer %3
Para birimi: Dinar ( 1 Euro: yaklaşık 60 dinar ve 1Ytl : yaklaşık 30 dinar )
Vize : Türkiye'den vize istemiyor. Karayollarıyla gitmek isterseniz Bulgarstan için transit vize almanız gerekiyor. Arnavutluk ve Kosova'ya da Makedonya'dan vizesiz giriş yapabilirsiniz.
Farklı kültürlerin oluşturduğu etnik mozaiğiyle sahip olduğu doğal ve tarihi güzellikleri ile ziyaretçilerine ve özellikle de bizlere adeta bir Anadolu sergiliyor Makedonya…
Farklı kültürlerin oluşturduğu etnik mozaiğiyle sahip olduğu doğal ve tarihi güzellikleri ile ziyaretçilerine ve özellikle de bizlere adeta bir Anadolu sergiliyor Makedonya…
Makedonya’nın şehirleri Ohrid, Struga, Bitola, Tetova ve özellikle başkenti Üsküp, yerel adıyla Skopje, altı yüzlük bir Osmanlı geçmişini açıkça ziyaretçilerine halen sergilemekte. Ezan seslerinin çan seslerine karıştığı ülkenin her yerinde Çingenelerin bir kolu olan Aromanianlar, Makedonlar, Arnavutlar, Boşnaklar ve Türkler birlikte yaşamakta.Balkanların yakın geçmişte yaşadığı savaşlardan dolayı yıkımların en büyük tanıklarından olan Makedonya buna rağmen tarihi dokusunu korumayı başaran ender ülkelerden birisi ve bunu ülkede bulunduğunuz süre içinde hissedebiliyorsunuz. Doğası, insanları, kültürüyle, tarihten gelen yakın bağların izlerini attığınız her adımda daha da iyi bir şekilde görebiliyorsunuz.
Balkan Yarımadasının ortasında yer alan Makedonya, Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk ve Sırbistan’dan bağımsızlığı alan Kosova ile komşu. İki milyonluk nüfusun yüz yetmiş bin kadarının Türk olduğu tahmin edilmektedir. Kendini Türk sayan Romanlar ile beraber bu sayı iki yüzde elli bin’i bulmaktadır. Makedonya Cumhuriyeti'nin tek büyük ırmağı tam ortasından geçen Vardar Nehri'dir. Ülkede yüksekliği 2,000 m'yi geçen 16 dağ bulunmakla birlikte, 40’a yakın göl bulunmakta. En büyük göller Arnavutluk, Yunanistan ve Makedonya Cumhuriyeti'nin kesiştiği noktada bulunan Ohrid, Prespa ve Doyuran Gölü'dür.
Tarihi
Büyük İskender’in imparatorluğunu kurduğu Makedonya, belki de onun işgal ettiği ülkelerin ahı tuttuğu için, tarih boyunca akınlara maruz kalmış. M.Ö. 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu Makedonya’yı topraklarına katmış. M.S. 7. yüzyılda Slavlar bu topraklara yerleşmiş. 9. yüzyılda Bulgar kralı Simeon buraları işgal etmiş. Bir süre Makedonya Sırplar ve Bulgarların arasında el değiştirmiş. 1389’da ise Osmanlı bu toprakları fethedip 500 yıldan uzun sürecek hâkimiyetini başlatmış. Ta ki Balkanlar 19. yüzyıldaki milliyetçilik dalgalarıyla çalkalanıncaya kadar. 1800’lerin sonlarına doğru Makedonların başlattığı bağımsızlık hareketi ve onu izleyen 1912–1913 Balkan Savaşları, Makedonya’nın Sırplar, Bulgarlar ve Yunanlılar arasında bölünmesine ve Osmanlı’nın bu topraklardan çekilmesine neden olmuş, ama hâlâ silinmemiş izler bırakarak.
2. Dünya Savaşı sırasında işgal edilen Makedonya, Josip Tito’nun önderliğinde özgürlüğüne kavuşturulmuş ve yeni kurulan Yugoslavya içinde yer almış. Tito’nun başkanlığındaki Yugoslavya, diğer Doğu Bloğu ülkelerine göre daha esnek ve özgür bir ülke olmayı başarmış. 8 Eylül 1991’de referandumla tekrar bağımsızlığını kazanan Makedonya, 90’larda Yugoslavya’da yaşanan savaşa pek karışmamış ama yine de savaşın etkilerini hissetmiş. Özellikle de Arnavut mülteciler sebebiyle. 2001’de Arnavutların başlattığı direniş, neyse ki kısa sürede çözümlenmiş ve hükümet Arnavut azınlığa kültürel ve politik açıdan daha fazla hak tanımış. 2005’te AB üyeliğine aday olan Makedonya’nın önündeki en büyük engellerden biri Yunanistan’la olan isim meselesi. Yunanistan da Makedonya’nın isim haklarını elinde tutmaya çalıştığından iki ülke arasına halen süren bir çekişme var.
Başkent Üsküp
Balkan Yarımadasının ortasında yer alan Makedonya, Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk ve Sırbistan’dan bağımsızlığı alan Kosova ile komşu. İki milyonluk nüfusun yüz yetmiş bin kadarının Türk olduğu tahmin edilmektedir. Kendini Türk sayan Romanlar ile beraber bu sayı iki yüzde elli bin’i bulmaktadır. Makedonya Cumhuriyeti'nin tek büyük ırmağı tam ortasından geçen Vardar Nehri'dir. Ülkede yüksekliği 2,000 m'yi geçen 16 dağ bulunmakla birlikte, 40’a yakın göl bulunmakta. En büyük göller Arnavutluk, Yunanistan ve Makedonya Cumhuriyeti'nin kesiştiği noktada bulunan Ohrid, Prespa ve Doyuran Gölü'dür.
Tarihi
Büyük İskender’in imparatorluğunu kurduğu Makedonya, belki de onun işgal ettiği ülkelerin ahı tuttuğu için, tarih boyunca akınlara maruz kalmış. M.Ö. 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu Makedonya’yı topraklarına katmış. M.S. 7. yüzyılda Slavlar bu topraklara yerleşmiş. 9. yüzyılda Bulgar kralı Simeon buraları işgal etmiş. Bir süre Makedonya Sırplar ve Bulgarların arasında el değiştirmiş. 1389’da ise Osmanlı bu toprakları fethedip 500 yıldan uzun sürecek hâkimiyetini başlatmış. Ta ki Balkanlar 19. yüzyıldaki milliyetçilik dalgalarıyla çalkalanıncaya kadar. 1800’lerin sonlarına doğru Makedonların başlattığı bağımsızlık hareketi ve onu izleyen 1912–1913 Balkan Savaşları, Makedonya’nın Sırplar, Bulgarlar ve Yunanlılar arasında bölünmesine ve Osmanlı’nın bu topraklardan çekilmesine neden olmuş, ama hâlâ silinmemiş izler bırakarak.
2. Dünya Savaşı sırasında işgal edilen Makedonya, Josip Tito’nun önderliğinde özgürlüğüne kavuşturulmuş ve yeni kurulan Yugoslavya içinde yer almış. Tito’nun başkanlığındaki Yugoslavya, diğer Doğu Bloğu ülkelerine göre daha esnek ve özgür bir ülke olmayı başarmış. 8 Eylül 1991’de referandumla tekrar bağımsızlığını kazanan Makedonya, 90’larda Yugoslavya’da yaşanan savaşa pek karışmamış ama yine de savaşın etkilerini hissetmiş. Özellikle de Arnavut mülteciler sebebiyle. 2001’de Arnavutların başlattığı direniş, neyse ki kısa sürede çözümlenmiş ve hükümet Arnavut azınlığa kültürel ve politik açıdan daha fazla hak tanımış. 2005’te AB üyeliğine aday olan Makedonya’nın önündeki en büyük engellerden biri Yunanistan’la olan isim meselesi. Yunanistan da Makedonya’nın isim haklarını elinde tutmaya çalıştığından iki ülke arasına halen süren bir çekişme var.
Başkent Üsküp
Beş yüz binlik nüfusu ile Makedonya’nın en büyük şehridir. Ülke’nin en büyük nehri olan Vardar nehrinin ortadan ikiye ayırdığı başkent Üsküp’ün güneyinde Ortodoks Hıristiyanlar, kuzeyinde ise Müslümanlar yaşamakta. Kentteki en önemli Osmanlı eserlerinden biri olan Taşköprü'yü (Kameni Most) geçtikten sonra iki farklı ülkeyi geziyormuş izlenimi vermekte. Hükümet binası, alışveriş merkezleri, oteller, otobüs ve tren garlarının biraraya toplandığı Makedon bölgesi, geniş caddeleri ve temiz sokaklarıyla, turistlerin cazibe merkezi olan eski çarşıdan farklı bir görünüm sergiliyor. Nehrin kıyısına konumlanan şık kafeler ve kordon boyunca spor yapan insanlar batı dünyasından bir kesit sunuyor sanki. Eski tren garındaki çalışmayan saat, 1963 yılında yaşanan depremin acılarını hatırlatıyor hüzünle. Hemen arka fonda yükselen 1066 metrelik Vodno dağının tepesindeki çelikten dev haç, kenti yeni felaketlere karşı koruyan bir simge Üsküplüler için. Kentin simgesi niteliğindeki taş köprü ve Kale ile birlikte diğer tarihi eserler, ağaç oyma ikonlarıyla ünlü Sveti Spas Kilisesi. Osmanlı’dan kalan eserlerden Sulu Han, Kurşunlu ve Kapan Han, Davut Paşa ve Çifte Hamam, İsa bey, Mustafa Paşa ve Sultan Murat camileridir.
Şair ve yazar Yahya Kemal Beyatlı ve Nobel Barış ödüllü Rahibe Terasa ünlü Üsküp’lülerden.
Tetova
Üsküp’ün yakınlarındaki sanayi kenti Tetova, 2747 metrelik yüksekliği ile Makedonya’nın en yüksek dağı olan Şar dağlarının eteklerinde kurulu. Şar Dağları, yaz ve kış turizmi faaliyetleri için oldukça uygundur. Osmanlı döneminde Kalkandelen olarak bilinen Tetova da Osmanlı izleri halen korunmakta. Buradaki en ilginç yapılanlar birisi 1495 yılında yapılan Alaca Cami. Adını dışında ve içinde yer alan rengarenk bezemelerden almakta. Duvarları ve kubbeyi süsleyen motifler ince bir işçiliğin eseri. İnsanın bütün bir gün bu süslemeleri seyredesi geliyor. Caminin yanından akan Pena Nehri’nin diğer kıyısında da camiye ait hamam yer alıyor. Bir dönem kaderine terk edilmiş olan bina, restore edilip sanat galerisine dönüştürülmüştür. Tetova’da ağaçlarla çevrili geniş bir bahçe içinde yer alan ve özellikle şadırvandaki işçiliği ile dikkat çeken bir diğer ziyaret noktası 450 yıllık Harabati Baba Bektaşi Tekkesi’dir. Tekke, 16. yüzyılda Sersem Ali Baba adlı dervişin türbesi etrafına kurulmuş. Tekkedeki Bektaşi dervişi ile sohbeti ile ağırlanarak, Bektaşilik hakkında bilgi alabilirsiniz.
Bitola (Manastır)
Geniş caddeleri kendine özgü mimariye sahip binaları, dükkanları ile Makedonya’nın güneybatısı’nda kurulmuş ve ikinci büyük şehri konumun olan Bitola, Yunanistan sınırına yalnızca 14 km uzaklıktadır. Bu yüzden genel bir Akdeniz havası hakimdir. Mustafa Kemal Atatürk, buradaki Manastır Askerî İdadisi’nde okumuştur ve bina içerisi’nde Atatürk anısına müze bulunmaktadır. Manastır, Osmanlı döneminde İttihat ve Terakki’nin de en önemli muhalif merkezlerinden biri olmuştur.
Şehir 1382 yılında I. Murat döneminde Timurtaş Bey tarafından Türk topraklarına katılmıştır. Balkan Savaşları sonucunda (1912 yılında) Manastır, Osmanlı idaresinden çıkmıştır. 530 yıl Osmanlı idaresinde kalan şehir için Evliya Çelebi seyahatnamesinde de belirtildiği gibi, o dönemde şehir, 3.000 hane, 20 mahalle, 900 dükkân, 70 mescit ve camiden oluşan, Rumeli vilayetinin ileri gelen şehirlerinden biridir.
Balkan sinemasının ilk kameramanları olan Manaki Kardeşler’in bu şehirde çalışmaları nedeniyle şehirle ilgili, Osmanlı dönemini gösteren, çok sayıda fotoğraf ile Sultan V. Mehmet Reşat'ın Manastır ziyaretini gösteren sinema filmi de mevcuttur. Geçtiğimiz yıllarda yayınlanan Elveda Rumeli dizisine platoluk yapan şehir son dönemlerde Türk turistlerin gözde merkezlerinden biri olmuştur.
Manastır adının ise Grekçe Monastíri adından geliştiği düşünülmektedir. Şehrin Türkçe ve Arnavutça adları, bu şekilden gelişmiştir. Şehrin Makedonca adı ise, Osmanlı devrinden sonra kullanıma giren Bitola’dır. Söz konusu Bitola adının Eski Kilisesi Slavcasındaki Obitel “manastır veya konut” sözünün zamanla canlılığını yitirip /o/ sesini kaybetmesiyle ortaya çıktığı belirtilmekte.
Ohrid
Makedonya’nın incisi konumunda olan Ohrid kenti ve gölü, UNESCO Dünya Mirası listesindeki yerini sonuna kadar hak etmekte. 1979 yılında bu ünvanı alan şehrin çevresindeki çok sayıda kilise, manastır ve kutsal alanlarla Hıristiyan dünyasının Avrupa'daki Kudüs'ü sayılan Ohrid kenti, yüz binlerce kişiyi ağırlıyor her yıl. Çar Samuel kalesinin bulunduğu bir tepenin eteklerine kurulan şehir, taş evleri ve kiliseleriyle bir ortaçağ kenti havasını yansıtıyor. Şehrin merkezindeki Roma tiyatrosu, St. Clement Pantelejmon Manastırı çevresindeki arkeolojik sit alanı ve Makedon yönetmen Manchevski'nin 'Yağmurdan Önce' filmini çektiği, Sveti Jovan Kaneo kilisesi Ohrid’te gezilecek yerlerin başında gelmekte. Daracık sokakların arasındaki beyaz ve ahşap mimarideki tarihi evlerin arasında gezerken yine Osmanlı izlerini ve Safranbolu’da gezermişcesine hissedebilirsiniz.
Ohrid gölüne hakim bir yerde olan Galicica tepeleri ise ulusal park ilan edilip işaretlenmiş ve patikalarla trekking, mağaracılık, yamaç paraşütü gibi doğa aktivitelerine katılmak isteyenler için heyecan verici akviteler sunmakta.
Antik ismi “Işık kenti” olan Ohrid’in tarihi yapıları ile birlikte pırıl pırıl berraklığıyla Balkanların en büyük gölü olan Ohrid Gölü kuşkusuz Balkanların ve Makedonya’nın en güzel sayfiye yerlerinden biri. Göl’den çıkarılan inciler takılara dönüştürülerek Dünya’nın bir çok ülkesine buradan ihraç olmakta. Ohrid gölü çevresindeki plajlarda özellikle yaz aylarında yoğun bir şekilde konuklarını misafir etmekte. Ohrid gölü’nde kiralayacağınız tekne ile kendinize harika bir hediye verebilir ve Sveti Jovan Kaneo kilisesinden gün batımı ile günü tamamlayabilirsiniz.
Struga
Ohrid gölünün sularının Drim nehrine dönüştüğü bir başka sayfiye kenti olan Struga bu özelliği ile ve her yıl düzenlenen uluslararası şiir akşamları etkinliği ile dikkat çeken bir Makedon şehri. 1974 yılında yapılan yarışmayı Fazıl Hüsnü Dağlarca kazanmış, bugün bile ismi burada anılmakta. Arnavutluk sınırına yalnızda 10 km uzaklıkta bulunan kent Drim nehrinin iki yakasında kurulmuştur.
Şair ve yazar Yahya Kemal Beyatlı ve Nobel Barış ödüllü Rahibe Terasa ünlü Üsküp’lülerden.
Tetova
Üsküp’ün yakınlarındaki sanayi kenti Tetova, 2747 metrelik yüksekliği ile Makedonya’nın en yüksek dağı olan Şar dağlarının eteklerinde kurulu. Şar Dağları, yaz ve kış turizmi faaliyetleri için oldukça uygundur. Osmanlı döneminde Kalkandelen olarak bilinen Tetova da Osmanlı izleri halen korunmakta. Buradaki en ilginç yapılanlar birisi 1495 yılında yapılan Alaca Cami. Adını dışında ve içinde yer alan rengarenk bezemelerden almakta. Duvarları ve kubbeyi süsleyen motifler ince bir işçiliğin eseri. İnsanın bütün bir gün bu süslemeleri seyredesi geliyor. Caminin yanından akan Pena Nehri’nin diğer kıyısında da camiye ait hamam yer alıyor. Bir dönem kaderine terk edilmiş olan bina, restore edilip sanat galerisine dönüştürülmüştür. Tetova’da ağaçlarla çevrili geniş bir bahçe içinde yer alan ve özellikle şadırvandaki işçiliği ile dikkat çeken bir diğer ziyaret noktası 450 yıllık Harabati Baba Bektaşi Tekkesi’dir. Tekke, 16. yüzyılda Sersem Ali Baba adlı dervişin türbesi etrafına kurulmuş. Tekkedeki Bektaşi dervişi ile sohbeti ile ağırlanarak, Bektaşilik hakkında bilgi alabilirsiniz.
Bitola (Manastır)
Geniş caddeleri kendine özgü mimariye sahip binaları, dükkanları ile Makedonya’nın güneybatısı’nda kurulmuş ve ikinci büyük şehri konumun olan Bitola, Yunanistan sınırına yalnızca 14 km uzaklıktadır. Bu yüzden genel bir Akdeniz havası hakimdir. Mustafa Kemal Atatürk, buradaki Manastır Askerî İdadisi’nde okumuştur ve bina içerisi’nde Atatürk anısına müze bulunmaktadır. Manastır, Osmanlı döneminde İttihat ve Terakki’nin de en önemli muhalif merkezlerinden biri olmuştur.
Şehir 1382 yılında I. Murat döneminde Timurtaş Bey tarafından Türk topraklarına katılmıştır. Balkan Savaşları sonucunda (1912 yılında) Manastır, Osmanlı idaresinden çıkmıştır. 530 yıl Osmanlı idaresinde kalan şehir için Evliya Çelebi seyahatnamesinde de belirtildiği gibi, o dönemde şehir, 3.000 hane, 20 mahalle, 900 dükkân, 70 mescit ve camiden oluşan, Rumeli vilayetinin ileri gelen şehirlerinden biridir.
Balkan sinemasının ilk kameramanları olan Manaki Kardeşler’in bu şehirde çalışmaları nedeniyle şehirle ilgili, Osmanlı dönemini gösteren, çok sayıda fotoğraf ile Sultan V. Mehmet Reşat'ın Manastır ziyaretini gösteren sinema filmi de mevcuttur. Geçtiğimiz yıllarda yayınlanan Elveda Rumeli dizisine platoluk yapan şehir son dönemlerde Türk turistlerin gözde merkezlerinden biri olmuştur.
Manastır adının ise Grekçe Monastíri adından geliştiği düşünülmektedir. Şehrin Türkçe ve Arnavutça adları, bu şekilden gelişmiştir. Şehrin Makedonca adı ise, Osmanlı devrinden sonra kullanıma giren Bitola’dır. Söz konusu Bitola adının Eski Kilisesi Slavcasındaki Obitel “manastır veya konut” sözünün zamanla canlılığını yitirip /o/ sesini kaybetmesiyle ortaya çıktığı belirtilmekte.
Ohrid
Makedonya’nın incisi konumunda olan Ohrid kenti ve gölü, UNESCO Dünya Mirası listesindeki yerini sonuna kadar hak etmekte. 1979 yılında bu ünvanı alan şehrin çevresindeki çok sayıda kilise, manastır ve kutsal alanlarla Hıristiyan dünyasının Avrupa'daki Kudüs'ü sayılan Ohrid kenti, yüz binlerce kişiyi ağırlıyor her yıl. Çar Samuel kalesinin bulunduğu bir tepenin eteklerine kurulan şehir, taş evleri ve kiliseleriyle bir ortaçağ kenti havasını yansıtıyor. Şehrin merkezindeki Roma tiyatrosu, St. Clement Pantelejmon Manastırı çevresindeki arkeolojik sit alanı ve Makedon yönetmen Manchevski'nin 'Yağmurdan Önce' filmini çektiği, Sveti Jovan Kaneo kilisesi Ohrid’te gezilecek yerlerin başında gelmekte. Daracık sokakların arasındaki beyaz ve ahşap mimarideki tarihi evlerin arasında gezerken yine Osmanlı izlerini ve Safranbolu’da gezermişcesine hissedebilirsiniz.
Ohrid gölüne hakim bir yerde olan Galicica tepeleri ise ulusal park ilan edilip işaretlenmiş ve patikalarla trekking, mağaracılık, yamaç paraşütü gibi doğa aktivitelerine katılmak isteyenler için heyecan verici akviteler sunmakta.
Antik ismi “Işık kenti” olan Ohrid’in tarihi yapıları ile birlikte pırıl pırıl berraklığıyla Balkanların en büyük gölü olan Ohrid Gölü kuşkusuz Balkanların ve Makedonya’nın en güzel sayfiye yerlerinden biri. Göl’den çıkarılan inciler takılara dönüştürülerek Dünya’nın bir çok ülkesine buradan ihraç olmakta. Ohrid gölü çevresindeki plajlarda özellikle yaz aylarında yoğun bir şekilde konuklarını misafir etmekte. Ohrid gölü’nde kiralayacağınız tekne ile kendinize harika bir hediye verebilir ve Sveti Jovan Kaneo kilisesinden gün batımı ile günü tamamlayabilirsiniz.
Struga
Ohrid gölünün sularının Drim nehrine dönüştüğü bir başka sayfiye kenti olan Struga bu özelliği ile ve her yıl düzenlenen uluslararası şiir akşamları etkinliği ile dikkat çeken bir Makedon şehri. 1974 yılında yapılan yarışmayı Fazıl Hüsnü Dağlarca kazanmış, bugün bile ismi burada anılmakta. Arnavutluk sınırına yalnızda 10 km uzaklıkta bulunan kent Drim nehrinin iki yakasında kurulmuştur.
Erol Şahin
Bu Bölgeye Düzenlenen Turlar
Şu an için aktif tur bulunmamaktadır...
Bu Bölgedeki Oteller
Şu an için kayıtlı otel bulunmamaktadır.















